“ UYU TOPRAĞIM UYU
Dünya da bir avuç toprak isem,
İçimde akan okyanus benim mi?
Şu toprağın renginde ne var?
Asıl yüzen okyanus da, ne var!
Yüzermiş
hani ninni gibi,
Uyu toprağım uyu, eee!
(y.gürcan) “
Dert adamı söyletir ya, işte öyle başlamak geldi içimden.
Başta iş imkanı olmak üzere özellikle eğitim ve kamu hizmetleri açısından eksikliklerden ötürü halkımızın göç ettiği görülmektedir.
Bu eksiklikler sivil toplum aracılığı ile desteklenerek az da olsa giderilebilir. Tabi öncelikle sivil toplum anlayışının yaşadığımız yerlerde gelişmesi, öncülük eder duruma gelmesi gerekmektedir.
Anlatılanlara
göre daha öncelerde Kandıra siyasi, eğitim, sosyal alanlarda
adından söz ettirir, daha da etkin olduğu bilinmekte ve
söylenmektedir. Günümüzde ise bu alanlarda bir hayli geride
kaldığımız, çoğumuz tarafından oluşmuş genel bir kanaattir
herhalde?
Başta donatısal eksikliklerin giderilmesi ve daha sonrasında işlevsellik kazandırılmasıyla, sorunların temel çözümü olan eğitimin desteklenmesi gerekmektedir!
Bunun için bir diğer çıkış yolu ise, sivil toplum anlayışında da çok çok geride kaldığımız bölgemizde, bu anlayışın ayağa kaldırılması ve lokomotif hale getirilmesidir.
Bu anlamda kamu hizmet binaları açığının kapatılması, gençlik merkezi, sivil toplum merkezi, akademi lise, sporcu eğitim merkezi, özel veya vakıf olmak üzere orta ilk ve anaokulu ihtiyaçlarının giderilmesi gerekmektedir.
Bunları sadece kamu hizmeti yapan kişilerden beklemek eksiklik olacaktır. Sivil toplum örgütlerinin de bu işe el atması gerekmektedir.
İdari ve sivil toplumun katkısıyla, eğitimin teşvik ve kalkındırılması elzem olduğu görülmektedir. Dolayısıyla en azından Büyükşehir’in mevcut kaynaklarının yerinde yönetilmesi ile verimliliğin arttırılması sağlanabilir.
Evet, öyle ise insan, en yakın çevresinden başlayarak, dünya da iken yapacağı en büyük çalışmasını, projesini gerçekleştirmelidir. “Kendisini olgunlaştırmalı, Sosyal yaşamını değiştirmeli, kalkındırmalıdır”. Ülkemizde ve en yakınımız olan yaşadığımız beldelerimizde de, bu anlamda görülüyor ki eksiklerimiz çoktur.
O halde işin ucundan tutmayacağız mı? Değişimi istemiyor muyuz? Bunlardan şikayetçi değil miyiz? Şikayetçi isek, yapılacak çok şey var demektir.
Eskinin dergahlarına, bugünün hasbi dernek, STK larına, gönül insanlarına ihtiyaç vardır. Bunun için harekete geçilmelidir ve yeni nesil kuşaklar yetiştirilmelidir…