İnsanız ve devamlı şikayet ediyoruz. Büyük veya küçük ne olursa olsun, “niye-neden-nasıl olurda” diyerek işler istediğimiz gibi olmaz veya istediğimiz gibi bir türlü yapılmıyor diyoruz. Bir taraftan serzenişte bulunuyor, diğer taraftan ise duyarlı bir hal içinde oluyoruz.

Bunu, ülkemizin içinde bulunduğu duruma benzetiyorum. Yıllardır prangasından kurtulamamış ancak, kurtulup çıkışa geçmesi an meselesi. Tıpkı bir kelebek misali kozasından kurtulmaya çalışan tırtıl gibi. Kozadan çıktı çıkacak ve o güzel yaşam başlayacak. Eşiği geçmek ise an meselesi ancak, umut ise tükendi tükenecek.

Serzenişimizi, duyarlı olmaktan ayrıştırıp, gereği gibi hareket etmek de bunun gibi yeniden doğuş olacaktır. Duyarlılık problemi fark etmek, rahatsız olmak, küçükte olsa çözüm için bir adım atmaktır.

Eğer ki problemle ilgili olarak, işin bize olan artısını ve eksisini hesap ediyor, aynı zaman da ise yapılması gerekenle ilgili küçükte olsa bir adım atmıyorsak, duyarlılığımızın samimiyet testinden kalmışızdır.

Düşündüğümüzde, örneğin basit konularda dahi; bu çöp neden burada, bu mont neden asılmamış, şu yolda neden su birikmiş, bize niye davetiye gelmedi gibi konularında nasıl hareket ediyoruz?

Yapılması gerekenlerle ilgili adım atıp işi sonuçlandırma yolunda mıyız? Sonuçlandıramadık ise tekrar tekrar deniyor muyuz?

Duyarlılık aslında bu belki de, kalp sızısı değil, uğrunda mücadele etmektir. Sadece günlük olaylarda değil tabi ki.

Önce içinde bulunduğumuz ataleti ve hep aynı bakıştan (konumdan) bakma sıkıntısını çözmeliyiz.

İki farklı konumdan yani, noktadan baktığımızda çok farklı sonuçlar ortaya çıkacaktır. Nasıl mı? Sabit bir noktadan ufukta bir yere baktığımızda, aslında dağın arkasındaki doğayı göremeyebiliriz. Peki o sabit noktadan ayrılıp da bir başka yükseklikten aynı yere baksak neler göreceğiz? Sabit fikir de yine aynı bu şekilde bizi, yıllardır zincire bağlı kalmış ancak, zinciri çözüldükten sonra dahi kendini bağlı zanneden bir kişiye benzetiyor ve uyuşturuyor.

Öyleyse baktığımızda göremediğimiz, düşündüğümüzde anlayamadığımız veya yanlış anladığımız çok şeyler vardır muhakkak. Bizi prangalarımızdan, önyargılarımızdan kurtaracak şey nedir o halde dediğimizde ise.

Yapılması gereken sadece küçük bir adım atmak, yani kulak vermek, duyarlı olmaktır, “Tebdili mekanda bulunabilmektir” diyebiliriz.





Yüksel GÜRCAN - 30/12/2016